Asla Yalnız Yürümeyeceksin
1857’de yanan bir meşalenin yansımasıydı kadınların gözlerinde yanan ateş. Mücadele anlam kazanmıştı 8 Mart 1857’de çünkü can vermişti 129 kadın işçi ABD’nin soğuk dokuma fabrikasının koridorlarında. 40 bin emekçi kadın mesai saatlerinin fazla olması ve ücretlerinin de az olmasının haksızlığını gaye güderek grev yaptılar. Adalet ateşi gözlerinden çıkarken kadınların eylemini durdurmak isteyen polisler, kadın işçilere saldırmış ve fabrikayı üzerlerine kilitlemişlerdi. Bu sırada çıkan yangınla 129 kadın yanarak hayatını kaybetmişti. ABD basını bu olaya hiç yer vermedi buna rağmen işçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katılmıştı. O gün bir direniş ışığı doğdu her kadının körpe yüreğinde. O gün binlerce kadın yaşamını yitiren kadın işçilerden devraldı mücadele meşalesini. Bu olaydan sonra 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü adı altında bu direniş anılır hale geldi. İnsan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmaktadır. Birçok ülke 8 Mart gününü kadınlara armağan etti. Türkiye de onlardan biri. İlk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlamaya başladık bu savaşı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın olarak kutlandı, kapalı mekânlardan sokaklara taşındı. Bu direnişte yalnız olmadığımızı sokaklar haykırdı. Ayrıca bazı çarpıtmaların aksine 8 Mart herhangi bir cinsiyeti yüceltmek ya da yermek amacıyla kutlanmıyor. Aksine, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin her bireyin temel haklara sahip olması gerektiği özellikle vurgulanıyor. Yalnız yürümeyeceğiz, yolumuz ne kadar dikenli olsa da çiçeklerle süsleyeceğiz. 40 bin işçi kadının sesini haykıracağız. Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun…
Buse ERDAL

kaleminize sağlık..
Güzel bir yazı olmuş
Emeğinize sağlık.Güzel bir yazı kaleme almışsınız